Sokakta Lider Çocuk Olmak

İnsanların hayat serüvenini zamanlama açısından 4’e böldüğümüzde çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık olarak evreleyebildiğimizi görüyoruz. Bunlar arasında çocukluğu en önemli bölüm olarak görürüm ben… Öyle ki mutlu ve keyifli geçen bir çocukluk hayatı, yetişkin dönemde sağlıklı bir birey olmanın en büyük temelini oluşturur. Burada ifade ettiğim sağlıklı birey kavramına her anlamdaki pozitif olguyu ekleyebilirsiniz; bedenen sağlık, ruhen sağlık…

“Çocukluk hayatım çok güzel geçti” diyenlerden biriyim ben. Bir bisikletim veya futbol topum olmadı hiç ama bunlara ve daha fazlasına sahip olanlardan misliyle eğlenceli bir çocukluk dönemi geçirdim. Her şeyden önce sokaktaki lider çocuk bendim. Bunu bilenler beni çok iyi anlayacaktır ki sokakta lider çocuk olmak demek, hangi oyunun popüler olacağına hangi oyunun nasıl oynanacağına karar vermek demektir.

 

 

Sokakta Hangi Oyun, Nasıl Oynanacak?

 

Yıl 2016… Çocuklar artık sokaklarda değil… Laptoplar, tabletler, akıllı telefonlar oyunların oynandığı yeni adresler olmuş. Peki 90’larda ve milenyumun ilk yıllarında çocukluğunu yaşayanlar için öyle miydi? Elbette ki hayır. Sokaklarda o kadar çok koşturuyorduk ki ayaklarımız, ellerimiz, kollarımız yara bere içinde kalıyordu. Ayağımızdaki terlikler, ayakkabılar 10 kat daha hızlı eskiyordu.

Birçok şeyden oyun üretiyorduk… Şu an 20’li yaşların başında olanların birçoğu bilmez ama sigara kağıtlarından içecek kapaklarına, kibrit kutularından inşaatlarda tesisat borularına varana dek birçok malzemeden oyunlar çıkarırdık. Peki nasıl oyunlardı bunlar?

 

 

Sigara Kağıdı Oyunu

 

Bu oyunda sigara kağıtlarına para gibi bir değer biçerdik. Doğal olarak bu paranın alınıp verileceği bir oyun alanı olurdu. Asfalt yola tebeşir ile 4’lü bir kutucuk çizip her kutuya rakamsal bir değer verirdik. Belli bir mesafe üzerinden elimize sığacak kadar boyuta sahip mermer taş parçasını, kutucuklara doğru asfaltta sürüklenecek şekilde atardık. Hangi kutucuğa gelirse o kadar miktara denk gelen sigara kağıdını kazanana verirdik. Peki sigara kağıtlarının değeri neye göre verilirdi ve bunu kim belirlerdi. Tabiki de sokaktaki lider çocuk verirdi bu değeri, yani bu hikayede ben… Maltepe, samsun gibi daha çok bulunan sigaraların kağıtlarına küçük değer verilirdi. Yeni harman, meltem, salem gibi fazla tüketilmeyen ve nadir bulunan sigara kağıtları ise çok değerliydi. 2000 ve 2001 gibi markalar ise orta değerdeki sigara kağıtlarıydı…

 

 

İçecek Kapakları Oyunu

 

Sigara kağıdı oyunundaki gibi bir mantıkla, içeceklerin plastik ve metal kapaklarına bir değer verirdik. Az bulunan kapaklar daha değerliydi. Bu kapakları misket(bilye) oyununa benzer şekilde düz bir hat olarak dizip belli bir mesafeden yine mermer taş ile atış yapardık ve kapaklara vurmaya çalışırdık.

 

 

Kibrit Kutusu Oyunu

 

Bu oyundaki mantık ise çok basitti. Hepimizin çokça oynadığı üzerinde rakam bulunan kağıt oyunlarında, son rakamları aynı olan kağıtlar denk geldiğinde son kağıdı koyan yerdeki tüm kağıtları kazanıyordu. Özellikle futbolcu kartlarıydı bunlar… Kibrit kutusu oyununda ise çokça markası olan kibrit kutularındaki markaların yer aldığı kapak kısımları kesilirdi. Aynı markaların kağıtları üst üste geldiğinde oyun kazanılırdı.

 

 

Fişek Oyunu

 

En çok sevdiğim oyunlardan biriydi bu. Genellikle inşaatlardaki elektrik tesisatları için kullanılan gri ve sarı renklerdeki borulardan fişekatar diyebileceğimiz bir nevi tüfek yapılırdı. Herhangi bir ince kağıtla, içe doğru burkularak yapılan fişekleri bu borular vasıtasıyla belirlediğimiz hedeflere atardık. Bazen da havayı nişanlayıp en yükseğe kim atacak diye yarışırdık… Bu fişekatar boruları öyle yapardık ki bazen üstüne dürbün vs. gibi ek özellikler dahi yerleştirirdik. Sanırsınız ki Makine Kimya Endüstrisi’nin Silah Fabrikası’nda çalışan mühendisler biziz…

 

İşte sokakta lider çocuk olmak böyle bir şey. Hem eğleniyorsunuz hem eğlendiriyorsunuz. Harika bir çocukluk dönemi yaşamış oluyorsunuz. Peki sizin çocukluğunuz nasıl geçti? Siz de bu oyunları oynadınız mı?

Paylaş

Sokakta Lider Çocuk Olmak (1 Yorum)

Yorum Yaz

  1. Kezban Güleç dedi ki:

    Bahçeli bir evde yaşama şansı bulduğum için şanslı olduğumu ancak yıllar sonra anlayabilecektim. Maalesef şimdi çoğunlukla çocuklar bu şansa sahip değil. Topa vurmayı, bisiklete binmeyi bilmeyen çocuklar dolu etrafımızda.